geçici (önlem/araç/tedbir/çare), eğreti (olarak kullanılan şey), yasak savma.
geçici yardım
köprü kredisi
eksikliği/noksanı tamamlamak, boşluğu doldurmak, noksanı gidermek/telâfi etmek, ayrılığı/ihtilâfı gidermek.

to close the gap between two points of view: iki zıt fikri uyuşturmak, aralarını bulmak.
bir boşluğu doldurmak Fiil