privilege

  1. Noun, Law imtiyaz
  2. Noun, Law ayrıcalık
  3. ayrıcalık, imtiyaz (vermek/tanımak).
    In modern times there is less privilege and more of an equal
    chance in life for everyone.
    breach of privilege: imtiyazı kötüye kullanma.
  4. özel izin/müsaade/ruhsat (vermek).
    He gave his friend the privilege of using his private library.
  5. (görev dolayısıyla) muafiyet, dokunulmazlık, masuniyet.
    parliamentary privilege: yasama dokunulmazlığı, teşriî masuniyet.
  6. hak.
    It's a woman's privilege to change her mind.
  7. mazhariyet, müstesna fırsat, nasip, şeref, onur/zevk verici şey.
    It was a privilege to work with such
    a great scientist. He's a fine musician, it's a privilege to hear him play.
  8. yeğlik, üstünlük, öncelik, rüçhan.
  9. (Borsada) hisse senetlerini belirli bir süre içinde belirli fiyatla alma/satma hakkı.
Avrupa Konseyinin İmtiyaz ve Muafiyetlerine Müteallik Genel Anlaşma Noun, International Law
Avrupa Konseyinin İmtiyaz ve Muafiyetlerine Müteallik Genel Anlaşmaya Ek İkinci Protokol Noun, International Law
Avrupa Konseyinin İmtiyaz ve Muafiyetlerine Müteallik Genel Anlaşmaya Ek Üçüncü Protokol Noun, International Law
mutlak dokunulmazlık
imtiyaz vermek Verb
iştirak kazançları istisnası Noun
bağlı şirketten alınan kâr payları için tanınan vergi istisnası Noun
denetim hakkı
bir tüzel kişinin ayrıcalıklarını ihlal etmek Verb
dokunulmazlığın ihlali
takdir yetkisinin suiistimali Noun
yasama organının imtiyazlarnı ihlal suçu
bir imtiyazın kaldırılması
dolaşma imtiyazı
tedavüle para çıkarma imtiyazı
tadavüle para çıkarma abdı
bir imtiyaz talep etmek Verb
ticari imtiyaz
bir ayrıcalık tanımak Verb
bir imtiyaz tanımak Verb
(hayat sigortasında) konversiyon hakkı
(hayat sigortasında) mübadele hakkı
(Br) kurumlar vergisi muafiyeti
bir imtiyazı elinden almak Verb
diplomatik dokunulmazlık
diplomatik ayrıcalık
ayrıcalığı olmak Verb
ayrıcalık addetmek Verb
kanıtların gizliliği Noun, Law
takas hakkı
yegâne imtiyaz
münhasır tekelci patent hakkı
ABD başkanının imtiyazı
abd başkanının abdı
ABD Başkanı'nın Kongre'ye bilgi vermeme hakkı
muafiyet imtiyazı
bir imtiyazı kullanma
mali imtiyaz
imtiyaz tanımak Verb
imtiyaz verme
hâkim dokunulmazlığı
(US) posta müdürlüğünün lütfu (bazı posta sevkıyatının ücretsiz yapılması
bazı posta sevkiyatının ücretsiz yapılması
tekel abdı
tekel imtiyazı
tekel ayrıcalığı
para basma abdı
para basma imtiyazı
meclis dokunulmazlığı
milletvekili dokunulmazlığı
şahsi dokunulmazlık
dokunulmazlığını ileri sürmek Verb
dokunulmazlık iddiasında bulunmak Verb
önceden ödeme hakkı
satın alma öncelik hakkı
bir imtiyaz için aranan şartlar Noun
kısıtlanmış dokunulmazlık
imtiyazlarını kullanma meselesi
kraliyet imtiyazı
kraliyet abdı
özel abd
özel imtiyaz
kanuni imtiyaz
kanuni abd
bir imtiyazı genişletmek Verb
imtiyazı genişletmek Verb
bir ayrıcalığı kötüye kullanmak Verb
bir imtiyazdan vazgeçmek Verb
imtiyazdan vazgeçmek Verb
vergi imtiyazı
vergi abdı
telefon imtiyazı
transit imtiyazı
değerlendirme serbestliği
oy kullanma ayrıcalığı
bir ayrıcalıktan sarfınazar etmek Verb
imtiyaz hakkından vazgeçmek Verb
sorumluluktan muaf tutma imtiyazdan sarfınazar
su hakkı
(Br) gar taksisi
muaf tutmak, bağışıklık/muafiyet tanımak.
dokunulmazlık
tutuklama muafiyeti
iflasta ayrıcalık
konsolosun ayrıcalıkları Noun
yaş ayrıcalığı
ilk evlat hakkı
balık avlanma ruhsatı
banknot basma ayrıcalığı
(Br) parlamentonun dokunulmazlığı
(US) nefis savunma hakkı
parlamento dokunulmazlığı
soyluların ayrıcalığı
(tren) transit geçiş izni
oy verme hakkı
tanığın ifade vermeyi ret hakkı
imtiyaz vergisi
(US) imtiyaz vergisi
özel tarifeli ucuz fiyat
ucuzlatılmış bilet
avukatın tutuklanmama ayrıcalığı
kabul edilme imtiyazına sahip olmak Verb
...mek büyük bir zevk.
...mek büyük bir onur.
dokunulmazlığın kaldırılması
dokunulmazlığını kaldırmak Verb
özel öncelik tekeli (hükümetçe yalnızca bir gruba ya da bazı kişilere tanınmış özel ticaret hakları sonucu doğan tekel
dokunulmazlığa sığınarak