1. ve.
    apples and oranges: elmalar ve portakallar.
  2. ile.
    My father and mother are out: Babamla annem dışarı çıktılar.
  3. … de, hem … hem de … .
    She sang and danced: Hem şarkı söyledi, hem de dansetti.
    Summer and
    winter he takes a walk: Yazın da, kışın da yürüyüş yapar. (Yaz kış yürüyüş yapar).
    He can read and write: Hem okur, hem de yazar.
    He spekas English, and that very well: İngilizce konuşur, hem de pek güzel konuşur.
  4. sonra.
    He read for an hour and went to bed: Bir saat okudu, sonra yattı.
  5. biteviye, durmadan, fasılasız, tekrar tekrar.
    He coughed and coughed: Durmadan/biteviye öksürdü.

    He walked miles and miles: Kilometrelerce yürüdü.
  6. sonunda.
    He told her, and she wept: O söyledi, (sonunda) o da ağladı.
  7. maksadıyla.
    Try and come tomorrow: Yarın gelmeye gayret et.
  8. daha.
    Six and two makes eight: Altı iki daha sekiz eder.
  9. bazen zıt şeyleri bir arada söylemek için kullanılır:
    There are dogs and dogs, some are mean, some
    friendly: Köpek var, köpek var; kimisi vahşi, kimisi insancıldır.
  10. gittikçe.
    better and better: gittikçe daha iyi.
    smaller and smaller : gittikçe daha küçük,
    küçülerek, azalarak.
    worse and worse: gittikçe daha fena, fenalaşarak. kötüleşerek.
  11. yoksa, aksi halde.
    Stir and you are a dead man: Kıpırdama, aksi halde vururum.
  12. … halinde, … olarak. t
    wo and two: ikili olarak, ikişer ikişer.
    to walk two and two: ikişer ikişer yürümek.
  13. şayet, eğer.
    and you please: isterseniz, arzu edersniz, lütfen.
  14. ands: ilâve (şartlar/koşullar vb.). no ifs, ands, or buts: hiçbir ilâve, değişiklik, tevil falan yok!
emre/emrine âmâde, her emir ve arzuyu yerine getirmeye hazır.
He has three secretaries at his beck
and call: Emrine âmâde 3 kâtibesi var.
to have somebody at one's beck and call: bir kimseyi parmağında oynatmak/her istediğini yaptırmak.
bütün gücüyle, olanca kuvvetiyle, canını dişine takarak.
He worked with all his might and main.
açıklık ve öngörülebilirlik İsim, Hukuk
açık ve öngörülebilir Sıfat, Hukuk
ağızınin tadını kaçırmak Fiil
zamanı iş ile oyun arasında bölmek Fiil
titiz/dikkatli olmak, ayrıntılara çok dikkat etmek, bütün ayrıntılarıyla bildirmek/anlatmak, kılı kırk yarmak.
ekmeğini kazanmak Fiil
emeksiz yemek, her şeyi havadan beklemek, zahmetini/sıkıntısını çekmeden bir sonuca ulaşmak, her güzellik
bir arada olmak.
You spend all your money on beer and then complain about being poor, but you can't expect to have your cake and eat it (too), you know: Hem bütün paranı içkiye (biraya) harcıyor, hem de fakirlikten yakınıyorsun. Herşeyi havadan bekleyemezsin.
önüne gelen herkes
hizmetleri karşılığı yiyecek yatacak sağlamak Fiil
dişinısıkmak Fiil
emeksiz yemek, her şeyi havadan beklemek, zahmetini/sıkıntısını çekmeden bir sonuca ulaşmak, her güzellik
bir arada olmak.
You spend all your money on beer and then complain about being poor, but you can't expect to have your cake and eat it (too), you know: Hem bütün paranı içkiye (biraya) harcıyor, hem de fakirlikten yakınıyorsun. Herşeyi havadan bekleyemezsin.
ağızınin tadı bozulmak Fiil
birinin nam ve hesabına
parasını tahvillere yatırmak Fiil
parasını hisse senetlerine yatırmak Fiil
mektuplarını kilit altında tutmak Fiil
sınırlarını bilmek Fiil
birine yardımda bulunmak Fiil
ana paraya dokunmadan faiziyle geçinmek Fiil
koflaşmak Fiil
malını mülkünü har vurup harman savurmak Fiil
davranışlarında dikkatli olmak Fiil
davranışlarına dikkat etmek, hal ve hareketlerini düzeltmek, dikkatli olmak.
kendi canı kanı
yakın akrabalar İsim
kendi canı kanı
kendi eti kemiği (kanı
mali kaynaklarının üstüne çıkmak Fiil
kendi bakım ve geçim masraflarını ödemek Fiil
kucağına almak Fiil
çocukları için dişinden tırnağından artırmak Fiil
okumak için dişinden tırnağından artırmak Fiil
parasını har vurup harman savurmak Fiil
Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu İsim, Hukuk
hayatına son vermek Fiil
kişilik giysilerini giymek Fiil
bütün varlığını işine adamak Fiil
bir işe canla başla sarılmak Fiil
kendi bindiği dalı kesmek Fiil
kendi menfaatine halel getirmek Fiil
düzenleyici ve denetleyici kurumlar İsim, Hukuk
konuya bağlı kalmak Fiil
yerinde söz söylemek Fiil
açık ve isabetli konuşmak Fiil
adını ve adresini zarfın üstüne basmak Fiil
adını ve adresini zarfın üzerine basmak Fiil
hayret, şaşılacak şey.
He's been and won first prize! Hayret! Büyük ödülü kazandı.
elmaslı destere
ve keza, kezalik, hakeza. Bağlaç
(a) maalesef, yazık ki, (b) düşüncesizce, unutkanlıkla, aptalca.
She had to go and lose her gloves:
Maalesef/unutkanlıkla eldivenlerini kaybetti. (c) hayret ifade eder:
She went and won first prize! Büyük ödülü kazanıverdi!
tamamen, tamamıyla, büsbütün, son derece, aşırı, fazlasıyla, çok.
He was good and angry: Büsbütün
öfkelenmişti.
I'll go when I'm good and ready: Tamamen hazır olunca gideceğim.
This soup is good and hot: Bu çorba çok sıcak.
tamamıyla, mükemmelen, mükemmel bir şekilde.
nice and dry: kupkuru.
nice and warm: sıcacık.

nice and sweet: bal gibi.
ânî çıkış yapmak, birdenbire … .mek/mak.
He upped and married a show girl: Anî bir çıkış yapıp
bir dansözle evlendi.
Then he upped and ran away from home: Sonra birdenbire evden kaçtı.
ve
ve saire, filân, ve bütün benzerleri.
You sure you have enough gas and all? Yeteri kadar benzin
vesaireniz olduğundan emin misiniz?
Clever and all he is … : Bu kadar zeki filân olduğu halde …
hem
vesaire, buna benzer şeyler.
elbette! tabiî! hem de nasıl!
Am I happy? And how! Mutlu muyum? Elbette!
faiz ile birlikte
ve yukarı(sı)/daha fazlası.
Children of 12 and over: 12 yaşındaki ve daha büyük çocuklar.
lop
nitekim, keza, bunun gibi, böylece, neticede.
ve başkaları/benzerleri, ve saire.
çalıp çırpma
öylelikle
böyle olduğu halde
ve/veya, biri veya hepsi.
insurance covering fire and/or wind damage: yangından ve/veya rüzgârdan
ilerigelen hasara karşı sigorta.
(sözleşmeler üzerine yazılan sözler) okunup kabul edilmiştir
ağır cezayı gerektiren taarruz
suça yardım ve iştirak eden
kötü niyetle çıkarılan müşkülat
şekilde ve zamanda
ortalama cins ve kalite
banka soygunu ve haydutluğu sigortası İsim
bomba gibi olmak Fiil
sefalete düşmek Fiil
yatak ve sabah kahvaltısı
borç senetleri İsim, Muhasebe
değişiklikler İsim
inşaatlarda kullanılan iş makinaları ve ekipmanları İsim
maliyet ve masraf defteri
gelenek görenek
hararetli tartışma
borçlu bulunan ve artmakta olan borçlar İsim
talep ve arz
iniş çıkış
iyiyi kötüden ayırmak Fiil
(US) bir şirket mali güçlükler içine girdiğinde
ekonomik ve sosyal uyum
gerçek ve hayal
adalet ve nisfete uygun değer
silahlı kuvvetler üyelerine belirli bir süre hizmet etmiş oldukları için ödenen para
(FIO) yükleme-boşaltma ve istif masrafları satış fiyatına dahil
serbest giriş çıkış
serbest giriş çıkış
cin-tonik
yamrulmak Fiil
altın ve döviz mevcudu
satılmış ve teslim edilmiş mallar İsim
(US) Sosyal İşler Müdürlüğü
sağlam
bağırış çağırış
heyula gibi
tekne ve makine sigortası İsim
bir şeyi yapayım mı yapmayayım mı diye kararsız sesler çıkarma
faiz ve gelir tahakkuk ve reeskontları İsim
alacak borç faizleri İsim
müşterek müteselsil alacak
(US) müşterek müteselsil kefalet
müşterek ve müteselsilen
karı koca gibi yaşamak Fiil
fındıkçı (argo)
yükle ve uygula
makine ve teçhizat
kanun ve düzeni korumak Fiil
malzeme ve işçilik
malzeme ve ekipman
taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları İsim
volta atmak Fiil
son meteliğine kadar ödemek Fiil
yaşlılara sosyal yardım
dokunulmazlığını ileri sürmek Fiil
fakir ve muhtaç durumda olanlar
kap kacak
olumlu ve olumsuz yanlar İsim
satış ve alım opsiyonu
tahsilat ve tediyat
iadeli taahhütlü mektup
iptal etmek Fiil
haklar ve sorumluluklar İsim
satıp geriye kiralama
satış iade ve indirimleri İsim
bir hayır demek Fiil
arama ve kurtarma servisi
Rapor, İnceleme ve İşlem Şubesi İsim, Kamu Kurumları
gayri menkulün satılmasından sonra satın alandan uzun vadeli olarak kiralanması
iki ya da daha çok sayıda kefille desteklenen senet
s hisse senetleri ve menkul değerler İsim
menkul kıymetler İsim
şu kadar ... Sıfat
kesintili konuşmak Fiil
kayıt ve şartlar İsim
büyük ve küçük soylular
yağmur çamur demeyerek
tuzak ve kapanlar İsim
avam sınıfı
toptan perakende
  1. vow
  2. pledge
  3. sacrament
oath
swearing

Türkçe Sözlük (Kubbealtı Lugatı)

  1. bk. ant