acute

  1. Adjective keskin.
  2. Adjective (ağrı, sancı, ıstırap vb.) şiddetli, keskin, derin.
    acute pain: şiddetli/keskin sancı.
    acute sorrow: derin üzüntü.
  3. Adjective son derece, hâd (safhada), büyük.
    an acute stage of disease: hastalığın hâd safhası.
    an acute
    shortage: büyük kıtlık.
  4. Adjective kronik olmayan: ânî başlayan, birdenbire şiddetlenen ve kısa süren (hastalık), süreğensiz, gayrımüzmin.
  5. Adjective dikkatli, tez anlayışlı, zeki, derin (anlayış, kavrayış, görüş vb.).
    an acute observer: dikkatli
    bir gözlemci.
    an acute remorse: derin vicdan azabı.
  6. Adjective son derece hassas, duyarlı.
    an acute ear: hassas kulak.
  7. Adjective, Geometry dar.
    acute angle: dar açı.
  8. Adjective aksan işareti: (
    '): bir harfi ince/uzun okutur.
    é, á gibi.
  9. Adjective bariz.
    acute accent: bariz şive.
karın bölgesinde şiddetli ağrı
dar açı Noun, Geometry
dar açılı Adjective, Geometry
iyi işadamı
iyi kulak
keskin işitme duyusu
akut akciğer yetmezliği Noun, Medicine
keskin gözlemci
can acısı
büyük pişmanlık
akut solunum hastalığı Noun, Medicine
akut solunum yolu enfeksiyonu Noun, Medicine
keskin görme duyusu
hastalığın akut devresi
akut stres Noun, Psychology
akut stres bozukluğu Noun, Psychology
akut stres tepkisi Noun, Psychology
akut toksisite Noun, Environment-Ecology
dar üçgen Noun, Geometry