strip

  1. Noun, Textile Industry kurdele
  2. Noun, Textile Industry şerit
  3. Noun, Textile Industry dantel
  4. Noun, Textile Industry sargı
  5. Verb soy(un)mak, elbisesini çıkarmak.
    strip to the skin: tamamen soyunmak, çırılçıplak olmak.
  6. Verb derisini/kabuğunu soymak.
    to strip a fruit of its rind. to strip a rind from a fruit.
  7. Verb boşaltmak, içindekileri çıkarmak.
    to strip a house of its contents.
  8. Verb mahrum etmek, elinden almak.
    to strip a tree of its fruit.
  9. Verb sökmek, demonte etmek.
    to strip a ship of rigging.
  10. Verb (tütün vb.) yaprağın orta damarını çıkarmak.
  11. Verb fazla zorlayarak vidanın/dişlinin dişini kırmak.
    strip a screw.
  12. Verb (ineğin sütünü) son damlasına kadar sağmak.
    strip a cow. 10 soyunma numarası/striptiz yapmak.
  13. Verb (meyve) soyulmak.
  14. şerit, çubuk, uzun ve dar parça, arazi şeridi.
  15. dizi resim, resimli hikâye dizisi. strip cartoon
    Brit. =
    comic strip: dizi resimli karikatür.
  16. Aviation
    landing strip ile ayni anlama gelir. pist, uçak iniş/kalkış yolu.
  17. pul dizisi.
  18. iki yanı çeşitli dükkân ve mağazalarla dolu cadde.
  19. şerit halinde kesmek/yırtmak, lime lime etmek.
Dar şeritlerin soğuk haddelenmesi (NACE kodu: 24.32) Noun, Trades-Professions
iniş pisti
breaker ile ayni anlama gelir. lâstik kalıbı koruyucu şeridi.
karayollarında orta röfüj
karayollarında orta refüj
resimli gülünç hikâye, (gazetede) komik resimli şerit. Noun
karikatür Noun
kısa (oto) yarış yolu/pisti.
saydam resim kuşağı
birçok sayıda fotoğraftan oluşmuş sinema filmi
film şeridi
arka arkaya gösterilen
ara parça
(a) iniş alanı: karayolları yakınında zaruret halinde uçakların inmesi için ayrılan düz alan, (b) pist.
Gazze Şeridi Noun, Place Names
(a) pist, iniş yolu/şeridi, uçakların iniş ve kalkışta üzerinde yürüdükleri yol, (b) (hava alanlarında)
yardımcı pist, (c) uzak/ücra yerlerde uçağın indiği yol şeridi.
fren izi bırakmak Verb
Möbiüs kuşağı: bir kâğıt şeridin bir ucunu 180° döndürüp öbür ucuna yapıştırarak elde edilen kuşak. Kâğıt
üzerinde hep aynı yüzde devinen bir cisim kâğıdı delmeden öbür yüze geçer.
Noun
anahtarlı uzatma kablosu Noun, Information Technology
(uçak) dar rule yol (pist başına kadar olan yol
şiddetle azarlamak.
=
weather stripping,
is. keçe, hava geçirmemesi için kapı/pencere kenarlarına konulan tecrit şeridi.
şehir dışı yollar boyunca dar bir şerit şekinde yapılmış evler.
çarşafı kaldırmak Verb
bir fabrikayı demonte etmek Verb
yalancının yalanını yüzüne vurmak Verb
bir geminin armasını bozmak Verb
resimli roman
striptiz klubü
meyilli arazide toprak aşınmasını önlemek için şeritler halinde derinlere kök salan bitkiler yetiştirme.
meyilli arazide toprak aşınmasını önlemek için şeritler halinde derinlere kök salan bitkiler yetiştirme.
şerit temel, sürekli temel Noun, Construction
neon lambasıyla aydınlatma
güzergâh haritası.
açık madencilik, toprak tabakasını sıyırıp madeni çıkarma.
soymak, zorla elinden almak, yağma etmek.
The robbers stripped him of all he possessed.
fondan mahrum etmek Verb
dar arazi
kâğıt parçası Noun
uçak pisti
sıyırmak Verb
kaybeden oyuncunun soyunmaya mecbur olduğu poker.
kişinin tüm giysilerini çıkarttırarak arama yapmak Verb
kişinin tüm giysilerini çıkarttırarak yapılan arama
çıplak arama Noun, Law
birinin ünvanını almak Verb
birinin maskesini düşürmek Verb
birinin mevkiini elinden almak Verb
birini görevinden almak Verb
birinin varını yoğunu elinden almak Verb
birini görevinden affetmek Verb
birini çırılçıplak soymak Verb
birini beline kadar soymak Verb
striptiz
(Br) çırılçıplak soyunmak Verb
her türlü yetkiyi elinden almak Verb
dürtmek Verb
azarlamak Verb