the present

  1. halihazır
  2. işbu
şimdilik yetmek Verb
işbu belge hamili
işbu belge ile
şimdilik
geçmişten günümüze
gününü gün etmek, bu gün yeyip yarını düşünmemek.
yakınçağ
şimdiye kadar
şu anki … Noun
huzurdaki dava Noun, Law
somut olay Noun, Law
somut vaka Noun, Law
halihazır
günümüzde Adverb
şimdiki tüketim oranı üzerinden
halihazırda Adverb
şu anda Adverb
şimdi Adverb
işbu belge hamili
somut olayın şartları Noun, Law
olayımızda Adverb, Law
bu durumda
somut olayda Adverb, Law
bu durumda, bu defa/sefer.
kamu sorunlarının şimdiki halinde
halihazır durumda
iktidardaki hükümetin yandaşı
şimdiki hükümetin politikası Noun
bugünkü şartlar altında Adverb
mevcut şartlarda Adverb
mevcut durumda Adverb
mevcut şartlar altında Adverb
bugünkü durumda Adverb
bugünkü şartlarda Adverb
sipsivri kalmak Verb
mevcut kişiler arasında birini seçmek Verb
mevcut kişiler arasından birini seçmek Verb
hakimin davayı aydınlatma ödevi, hakimin davayı aydınlatma görevi, hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü Noun, Law
güç bir durumu azimle karşılamak Verb
(US) Br bankaya çek vermek Verb
ekonominin şimdiki durumu
bilanço yu sunmak Verb
bilançoyu sunmak Verb