predicament

  1. Noun bela, musibet, tehlikeli/kötü/nahoş durum, çıkmaz.
    I'm in a real predicament: Tam bir çıkmaza
    saplandım.
    The world is in a dangerous predicament. Stranded in a strange city without money, he was in a predicament.
  2. Noun, Logic cins, tür, ulam, kategori.
  3. Noun (özel bir) durum/hal/vaziyet.
nahoş bir durumda olmak Verb
aynı kötü durumda olmak Verb