1. Fiil bağlamak, eklemek, iliştirmek, raptetmek, tutturmak, bitiştirmek, birleştirmek.
    to attach a photograph
    to application papers.
  2. Fiil katılmak, iltihak etmek.
    to attach oneself to a group: bir gruba katılmak.
  3. Fiil, Askerlik2 emrine atamak, maiyetine tayin etmek.
  4. Fiil girmek, dahil etmek/olmak.
    to attach oneself to a party: bir partiye girmek/dahil olmak.
  5. Fiil -e atfetmek/vermek/hamletmek, isnat/izafe etmek.
    to attach significance to a gesture: bir jeste
    mânâ vermek.
    No blame/guilt attaches him for the accident: Kazadan dolayı ona suç isnat edilemez.
    I attach no significance to the threat: Tehdide önem vermem/adırmam.
    to attach importance to … : …'e önem vermek.
  6. Fiil sevgi bağlarıyla bağlamak, kendine bağlamak, sevdirmek.
    She tried to attach him to herself by various
    subtle devices: Çeşitli kurnaz hilelerle onu kendine bağlamaya çalıştı.
    to be attached to: (kalben) bağlı olmak.
    I am very attached to her: Ona (kalben) çok bağlıyım.
  7. Fiil, Hukuk haczetmek, müsadere etmek, el koymak, tutuklamak, tevkif etmek.
  1. Fiil kullanıma açmak. To expose a virtual disk to the user, backed by a file.
  2. Fiil iliştirmek. To include an external document, a file, or an executable program with an e-mail message.
iliştirmek Fiil, Bilgi Teknolojileri
bağlamak Fiil, Bilgi Teknolojileri