1. Fiil
    deal with: gereğini yapmak, icabına bakmak, hakkından gelmek.
    I'll deal with him! Onu bana
    bırak (ben onun hakkından gelirim).
    Law courts deal with law-breakers.
  2. Fiil davranmak, muamele etmek.
    He deals fairly with all people: O herkese iyi davranır.
  3. Fiil iş/ticaret/alışveriş yapmak.
    deal in … : … ticareti yapmak.
    This store deals in woollen goods.

    deal at: alışveriş yapmak.
    I've dealt at this store for 20 years.
  4. Fiil
    deal out: (iskambil kâğıtlarını oyunculara) dağıtmak.
    I dealt (them) out good cards.
  5. Fiil dağıtmak, paylaştırmak, tevzi etmek.
    I dealt 3 pieces to each guest = I dealt (them) (out) 3 pieces each.
  6. Fiil pazarlık etmek.
    deal with someone: birisiyle pazarlık etmek/ticaret yapmak/meşgul olmak.
  7. Fiil indirmek, tatbik/tevcih etmek, aşketmek.
    to deal a blow: bir darbe indirmek/yumruk aşketmek.
  8. İsim (a) alışveriş, ticarî muamele, iş, (b) pazarlık, (c) gizli anlaşma/uyuşma/sözleşme/mukavele, (d) muamele,
    davranış.
    a dirty/raw deal: kötü/kaba muamele.
  9. İsim dağıtma, tevzi (etme).
  10. İsim (iskambil) (a) oyunculara kâğıt dağıtımı, (b) el, (c) kâğıt dağıtma sırası/süresi.
    Who has the deal
    now? Kâğıt dağıtma sırası kimde?
  11. çam tahtası/kerestesi(inden yapılmış).
    made of deal.
  12. çam odunu/kütüğü.
bir hayli, bir çok.
I spent a good few years of my life there.
takas işi
küçümseme ifadesi İsim
büyük iş
ya da hayret ifadesi İsim
argoda
(küçümseyici) onaylama sözü
yeni hisse senetlerini satın almalarını bankalara teklif eder ve en yüksek fiyatı verene bunları satar
(US) ABD'de çok yaygın olan ve şimdilerde İngiltere'de uygulanmaya başlanan
Hisse senetlerini satın alan banka kâr etmek amacıyla bunları menkul kıymetler piyasasına satışa sunar
büyük bir mali kuruluşun geniş bir menkul kıymet portföyünü satın alması ve sonra bunu bölüm bölüm müşterilerine satması
şirket
sermaye toplama yöntemi
konuyu kararlaştırılmış saymak Fiil
bir anlaşmayı bozmak Fiil
nakit satış
menkul kıymetler borsasında
ertesi alım satım gününde tamamlanacak olan işlem
nakit muamele
peşin ödemeyle son bulan bir anlaşma ya da işlem
anlaşmaya varmak Fiil
çözüme ulaştırmak Fiil
işbirliği anlaşması
tazminat işi
bir işi bağlamak Fiil
anlaşma yapmayı dolaylı reddetme İsim, Rekabet Hukuku
konsolosluk anlaşması
tüketiciler daha çok satın alsın düşüncesiyle belli bir ürün için üreticisi tarafından kısa bir süre için yapılan fiyat indirimi
bir anlaşmayı yerine getirme
kopirayt anlaşması
genellikle pazarlık ya da ayrıntıların sonuçlandırılması bundan sonra yapılır
bir sözleşmenin temel ilkeleri üzerinde anlaşmaya varmak Fiil
pazarlık yapmak Fiil
bitmiş iş (iki taraf arasındaki önceden varsayılan bağlayıcı iş anlaşması
dürüst anlaşma
işlem
takas işi
standart bir mal türünü gelecekte belli bir fiyattan almak ya da satmak için sözleşme
(Br) vadeli muamele
gaz teslimi anlaşması
haksızlığa/gadre uğramak, zulüm görmek.
He thinks he's got a raw deal from the life.
dürüst muamele görmek Fiil
çok/mühim miktar, hayli, külliyetli.
a great deal = a good deal: bir hayli, bir çok.
A great
deal of money was spent.
çok/mühim miktar, hayli, külliyetli.
a great deal = a good deal: bir hayli, bir çok.
A great
deal of money was spent.
ev satın alma
ev satın alımı
bir iş bağlamak Fiil
ara anlaşma
arazi alım satımı
belirli bir üründen satın alma miktarı arttıkça perakendeciye verilen prim ya da iskontonun da arttığı satış yapma yöntemi
düşük fiyatlı teklif
düşük fiyatlı teklif
anlaşma yapmak Fiil
iyi iş yapmak Fiil
yeni sistem: ABD'de 1930 yıllarında işsizlere iş bulmayı, toplumsal ve ekonomik durumu düzeltmeyi amaçlayan hükümet politikası. İsim
fakir ve dar gelirlileri koruma sistemi.
a new deal for farmers with higher meat and milk prices. İsim
nükleer silah anlaşması
(Br) primli muamele
tüm-pazarlık, toptan pazarlık, takımı ile alışveriş: birçok maddeler ihtiva eden ve birinin kabulü/reddi
öbürlerinin de kabulünü/reddini gerektiren sözleşme/anlaşma/öneri/teklif.
İsim
tüm-öneri: tüm pazarlığa konu olan maddelerin tümü. İsim
(Br) verimlilik anlaşması
bunun karşılığında işçiler maaş artışı şeklinde primlere ya da kâr paylaşımına hak kazanırlar
verimliliği artırmak amacıyla yönetim ile işgücü arasında yapılan anlaşma
emlak işi
vurgun vurmak Fiil
bir sterlin tutarında ilaç
haksızlık, haksız muamele. İsim
emlak işi
emlak işi
anlaşma yapmayı reddetme İsim, Rekabet Hukuku
büyük iş çevirmek Fiil
yakışıksız muamele
parça
borsa muamelesi
çok para harcamak Fiil
anında teslim anlaşması
dürüst/insaflı pazarlık, namuslu alışveriş.
anlaşma yapmak Fiil
bir anlaşma yapmak Fiil
çok seyahat etmek Fiil
üç taraflı sözleşme
şirket devralmaları bu tür anlaşmayla gerçekleştirilir
yukarıdaki müdüriyet katında ve kapalı kapılar arkasında
genellikle yönetim kurulu odasında düzenlenen anlaşma
(ticarette, politikada vb.) nüfuz ve servetini kullanarak işlerini yürütmek.
darbe vurmak Fiil
her iki tarafın da bağımsız olduğu ve birbirlerine hâkim durumda olmadıkları bir alışverişte bulunmak Fiil
bir şeyi uzun uzun müzakere etmek Fiil
belli birinin dükkânından alışveriş yapmak Fiil
birine kötü davranmak Fiil
taraflar arasında anlaşma
birine karşı adil davranmak Fiil
hızar İsim
birine sert davranmak Fiil
işiyle uğraşmak Fiil
satmak Fiil
görevini yapmak Fiil
oyunda iskambil kâğıtlarını dağıtmak Fiil
... alıp satmak Fiil
... ticareti yapmak Fiil
belli bir iş kolunda ticaret yapmak Fiil
bir dalda ticaret yapmak Fiil
belli bir işkolunda ticaret yapmak Fiil
belli bir ürün ticareti yapmak Fiil
belli bir malın ticaretini yapmak Fiil
büyük hacimlerde iş görmek Fiil
büyük hacimlerle iş görmek Fiil
kredi vermek Fiil
kredi işi ile uğraşmak Fiil
uyuşturucu ticaretiyle uğraşmak Fiil
uyuşturucu satmak Fiil
vadeli alım-satım ile uğraşmak Fiil
vadeli alım satım ile uğraşmak Fiil
para alım satımı ile uğraşmak Fiil
opsiyon ticareti yapmak Fiil
(Br) opsiyon ticareti yapmak Fiil
opsiyon işi yapmak Fiil
politikayla uğraşmak Fiil
siyasetle uğraşmak Fiil
hisse taahhüt işiyle uğraşmak Fiil
birşeyin ticaretiyle uğraşmak Fiil
birşeyi alıp satmak Fiil
müşterek hesap
borsa muamelesi
ölçerek vermek Fiil
dağıtmak Fiil
hizmet vermek Fiil
nasibini almak Fiil
sadaka dağıtmak Fiil
armağan dağıtmak Fiil
erzak dağıtmak Fiil
cezasını kararlaştırmak Fiil
birşeyi dağıtmak Fiil
ceza vermek Fiil
acele halletmek Fiil
kurallara sımsıkı bağlı kalarak davranmak Fiil
toptan perakende ticareti yapmak Fiil
müşterisi olmak Fiil
temas etmek Fiil
bahsetmek Fiil
dokunmak Fiil
değinmek Fiil
işini görmek Fiil
icabına bakmak Fiil
...'i tartışmak Fiil
...'i ele almak Fiil
bir davayı karara bağlamak Fiil
bir suçlunun cezasını vermek Fiil
bir güçlüğü halletmek Fiil
bir şikâyetin icabına bakmak Fiil
bir şikâyeti halletmek Fiil
bir parti başkanı ile gizli anlaşma yapmak Fiil
bir sorunu çözümlemek Fiil
bir ricanın çaresine bakmak Fiil
rica çaresine bakmak Fiil
bir isyanı bastırmak Fiil
isyanı bastırmak Fiil
bir konu üzerinde çalışmak Fiil
bir başvurunun gereğini yapmak Fiil
bir siparişi karşılamak Fiil
bir siparişi yerine getirmek Fiil
birinin icabına bakmak Fiil
biriyle uğraşmak Fiil
biriyle iş yapmak Fiil
biriyle başa çıkmak Fiil
biriyle ticaret yapmak Fiil
birşeyin ticaretiyle uğraşmak Fiil
birşeyle başa çıkmak Fiil
birşeyi alıp satmak Fiil
birşeye dayanmak Fiil
birşeyi çözmeye çalışmak Fiil
birşeyle uğraşmak Fiil
birşeyi ele almak Fiil
birşeyle ilgilenmek Fiil
ilgilenmek, incelemek, ele almak, alâkadar olmak, uğraşmak, meşgul olmak, başa çıkmak.
There are too
many problems for us to deal with: Uğraşacak pek çok sorunumuz var.
Botany deals with the study of the plants.
Children are tiring to deal with: Çocuklarla uğraşmak yorucu bir iştir.
How do you deal with a drunken man?: Sarhoş bir adamla nasıl başa çıkılır?
külliyetli
çok para
oldukça büyük para
büyük çapta etki
baş edilmesi güç
iş yapmak için şartlar üzerinde anlaşmak Fiil
biriyle anlaşmak Fiil
new deal planı
Anlaştık.
new deal plan