make-do

  1. eğreti, yasak savan, geçici (tedbir), idarei maslahat.
elde mevcut olanla idare/iktifa etmek, yetinmek, onsuz da yaşamak.
During the war we had no butter
or coffe, but we made do. You'll have to make do with cold meat for dinner.
olanla geçinip gitmek.