paying

  1. ödeme
  2. ita
  3. tediye
borçlarını ödemekten kaçmak Verb
alacaklıların borçlarını ödemesi
alacaklıların borçlarını ödeme
hesaplarını ödemede titiz olmamak Verb
tesviye
çok kâr getirmek Verb
zamanında ödeme âdeti olmamak Verb
ödemeleri gecikmeli yapmak Verb
ödemeleri gecikmeyle yapmak Verb
borcunu ödememe
para getirmeyen
rantabl değil
mecanen
ödeme kuruluşu
ödeme şubesi Noun
kupon ödeme yeri
aksine anlaşma yoksa gemi sahibinin gemisinde
geminin denize elverişli olabilmesini sağlamak amacı ile safra ve istif tahtaları bulundurma zorunluğu
ödeme bankası Noun
akreditif bedelini ödeyen banka
ödemede bulunan banka
akreditifte ödeme yapan banka
tediyat bankası Noun
ödeyen pansiyoner
gelir getiren iş
getirisi iyi iş
tediyat veznedarı
kârlı iş
iyi gelir getiren iş
tediyat yapılan kasa
değer fiyat
navlun her zamanki gibi ödenecektir
pansiyoner
ödeyen pansiyoner
ödeme alışkanlıkları Noun
ödeme
kârlı yatırım
bir işyerindeki maaş ve ücretlerin mali yükü
saf hamule
aidatlı üyelik
ödeyen üye
ıtfa
(finansman) doğru olmayan ya da yasa dışı hizmetler için ödenen para
yavaş yavaş ödeme
faizini ve öteki masrafların tamamını geri ödeme
ipotek borcunu ödeme
hisselerin karşılığını ahzukabz etme
geri ödenecek bir kredi için bu kredi ile ilgili her türlü bilginin gösterildiği çizelge
ödeme
kâr getiren miktarlar Noun
(US) ödeme yapan veznedar
ödeme yapan veznedar
(US) ödeme yapan vezne bölümü
ödeme yapan vezne bölümü
defaten ödeme
taksitle ödeme
ceza ödeyerek satışı iptal etmek Verb
ceza ödeyerek bir satış iptal etmek Verb
ceza ödeyerek bir satışı iptal etmek Verb
bir borcu ödemeye talip olmak Verb
veznedar yardımcısı
vergi ödemekten kaçmak Verb
bir senedi ödenme tarihinde ödememek Verb
bir borç senedini ödememek Verb
kâr payı dağıtabilme gücü
kâr payı dağıtan menkul kıymetler Noun
borsa kâr payı dağıtan menkul değerler Noun
kâr payı veren hisse
vergi ödemekten kaçmak Verb
kirasını ödemediği için kiracıyı tahliye etmek Verb
kirasını ödemediği için kirayıcı tahliye etmek Verb
tam tarifeli normal sefer yolcusu
faiz ödeme dönemi
azar azar ödemede bulunmaya devam etmek Verb
faiz getirmeyen para
senet ödeme sistemi
temettüsüz hisse senetleri Noun
temettüsüz hisse senet dileri Noun
para getirmeyen iş
işi kârlı bir temele oturtmak Verb
vergi verme gücü
vergi mükellefiyeti
vergi mükellefleri Noun
kurumlar vergisi mükellefi Noun, Accounting
gelir vergisi mükellefi Noun, Accounting
Bazı Kamu Personeline Tayın Bedeli Verilmesi Hakkında Kanun Proper Name, Law