you

  1. Pronoun sen(i), sana, siz(i), size, sizler(i), sizlere.
    You are kind. Would you like some tea? Will you please
    stop that noise. Only you can decide this. I told you the truth.
    What's it to you: Sana ne!
    You girls are always getting into trouble. You fool! You in the corner, come here!
  2. Pronoun (herhangi) bir kimse, herkes, herhangi biri, kimse.
    a tiny animal you can't even see: kimsenin
    göremeyeceği minicik bir hayvan.
    You learn by trying: Çalışmakla öğrenilir.
    You have to be careful with people you don't know: Tanımadığınız kimselere karşı dikkatli olmalısınız.
  3. Pronoun senin/sizin anlamında
    your yerine kullanılır:
    I heard about you being elected.
  4. Pronoun (a) (bkz: yourself ), (bkz: yourselves ).
    Get you home. (b)
    ye zamirinin çoğulu: siz.
Çok yaşa. Exclamation, Idioms
İyi yaşa. Exclamation, Idioms
Fena değil. ("Nasılsın?" sorusuna cevaben) Sentence, Idioms
İyidir. ("Nasılsın?" sorusuna cevaben) Sentence, Idioms
İdare eder. ("Nasılsın?" sorusuna cevaben) Sentence, Idioms
Yuvarlanıp gidiyoruz. ("Nasılsın?" sorusuna cevaben) Sentence, Idioms
Sana soran oldu mu? Sentence, Idioms
Sana soran olmadı! Sentence, Idioms
Sen kendi işine baksana! Sentence, Idioms
Kaç aylık hamilesiniz? Sentence
Kaç haftalık oldu? Sentence
Kaç haftalık hamilesiniz? Sentence
Kaç aylık oldu? Sentence
Seni seviyorum. Sentence
Sana soran oldu mu? Sentence, Idioms
Sana soran olmadı! Sentence, Idioms
Sen kendi işine baksana! Sentence, Idioms
Memleket neresi? Sentence
Nerelisiniz? Sentence
Tereciye tere satılmaz. Sentence, Idioms
Kesinlikle katılıyorum! Sentence, Idioms
Çok doğru! Sentence, Idioms
Haklısın Sentence, Idioms
Aynen! Sentence, Idioms
Aynen öyle! Sentence, Idioms
zat âliniz
fikir inizce
topunuz
hepiniz
senin yüzünden
hapşıran bir kişiye'çok yaşa'sözü
minnet ifadesi Noun
aferin
zarar ziyan tarafınıza aittir
ödemeniz gereken; borcunuz olan
siz bile
sana
tarafınizdan
Allah selamet versin
berhudar ol
Allah belanı versin
aferin
nasılsınız?
senin yerinde olsaydım Adverb
Allah selamet versin
(a) unutma(yınız) ki.
“Erol has been very bad-tempered this week.” “Yes, but mind you, he's been rather
ill recently.” (b) buna rağmen, öyle olsa bile, yine de.
She's a very nice girl, mind you, but I wouldn't want to marry her: Çok iyi bir kız, ama yine de onunla evlenmek istemem. (c) öyle olmasına öyle, orası muhakkak ama.
siz hariç kimse
hatırın için
müşerref oldum
birşeyi arkada bırakmak Verb
birşeyin üstesinden gelmek Verb
birşeyi geride bırakmak Verb
birşeyi geçmişe gömmek Verb
bilmukabele
yazık sana
bilmukabele
bu giysi seni yaşlı göstermek iyor
sana
tarafınıza
size a
çok naziksiniz
beden iniz
seninle
sizinle
(US) sizler
hepiniz
gidebilirsiniz
elbette, mutlaka, muhakkak, ne zannettin(iz) ya!
You bet I'd like to be there: Elbette orada olmak
isterdim.
You bet your life: Kesinlikle, yüzde yüz, ona hiç şüphe yok.
elbette !
çüş (kaba)
sıra senin
seni gidi
gidebilirsiniz
şaka ediyor olmalısınız !
şaka mı ediyorsun
işte! gördün mü! görüyorsun ya!
bizzat sen, kendin (ifadeyi vurgulamada kullanılır).
You yourself know it couldn't be true: Bunun
doğru olamayacağını bizzat sen (pek âlâ) biliyorsun.
You yourself told me: Sen kendin (bizzat sen) bana söyledin.
= you are.
yok yahu
Al sana
Önce siz buyrun.
Önden buyrun lütfen.
Senin dediğin gibi olsun Sentence
Sen haklısın. Sentence
Sen nasıl istersen. Sentence
İyi misin?
Girebilir miyim?
Bitti mi?
bir şey mi demek istiyorsun ?
Ne içtin sen?
Delirdin galiba?
Kafan iyi mi senin?
Dalga mı geçiyorsun?
Şaka mı yapıyorsun?
Çok kızdın mı? Sentence
İyi misin?
İyi misin?
Orada mısın? Noun
Takdir edersiniz ki, … Noun
nasıl isterseniz
Öyle olsun.
Sen bilirsin.
Nasıl istersen.
Takdir edersiniz ki, … Noun
İnanabiliyor musun? Sentence
Aklın alıyor mu? Sentence
Görmüyor musun?
Anlamadın mı?
Allah kahretsin! Gözün kör olsun! Vay utanmaz vay!
Anladın mı? Noun
Ne yaparsan yap.
… yok mu? Noun
kapış kapış gitmek Verb
hadi canım sen de
Beğendiğine sevindim.
Hatırlattığın için teşekkür ederim.
Söylediğin için teşekkür ederim.
İyi ki söyledin.
istenilen kıyafetle gidilen
işte buyrun
nasılsın
Nasılsınız? Sentence
nasılsın(ız)
Kaç yaşındasın?
Hodri meydan!
Seni anlıyorum.
Özledim.
dilerseniz Adverb
isterseniz Adverb
dilersen Adverb
istersen Adverb
hatırlarsanız Adverb
sıkı ysa (kaba)
Telefon sana.
Bilginiz olsun, ... Adverb
Aklınızda bulunsun, ... Adverb
Haberin olsun, ... Adverb
birinin kendisi hakkındaki düşüncelerini bilmek Verb
ne yapılması gerektiğini bilmek Verb
bir durumda ne yapacağını bilmek Verb
yapılması gerekenleri bilmek Verb
birinin kendisi hakkında ne düşündüğünü bilmek Verb
Bu halin ne?
Çok iyi görünüyorsun!
Çok kötü görünüyorsun!
birşeyi yapmadan önce düşünmek Verb
İşin iş! İşlerin tıkırında! Ne talihli adamsın!
It was lucky you got here in time: İyi ki (talihin
varmış ki) tam vaktinde geldin.
Allah ömürler versin
geçmiş olsun !
...'i bir daha gördüğünde Adverb
Ne zamandır görüşmemiştik.
Tanıştığımıza memnun oldum.
kazandıkça ödemek Verb
muhtemelen tanıdığınız insanlar
(int) tamam
af dilemek Verb
üzgün olduğunu söylemek Verb
özür dilemek Verb
Görüşürüz.
Biliyor musun, ...
Birşey söyleyeyim mi, ...
Sağol.
Mersi.
Teşekkür ederim.
peşin teşekkürlerimizi bildirir
İşte oldu.
Ne demek istiyorsun?
ne dedin ?
Ne demek istiyorsun?
Ne dersin?
Kaç kilosun?
Saatin kaç?
Ne duruyorsun o zaman?
müsait olduğunuzda Adverb
uygun bir zamanınızda Adverb
size uygun bir zamanda Adverb
müsait bir vaktinizde Adverb
Nerelisin?
Neredesin?
Nerede olacaktı?
Sence nerede olabilir?
Nerelerdesin?
Nerede kaldın?
Neden sordun?
Sence neden?
Susar mısın lütfen!
Kes sesini!