1. !: hele … bakayım!
    Now now, child, stop crying: Çocuk, hele sen sus bakayım!
şimdiye kadar
tavlamak (argo) Fiil
ara sıra, zaman zaman.
Every now and again I remember good old days of my youth.
şimdi ankara'ya bağlamak nıyoruz
çok yakında Zarf
Eli kulağında.
Kıyamet Özel Isim, Sinema
bundan böyle
bundan böyle Zarf
şu an itibarıyla Zarf
günün konusu olmak Fiil
ön planda olmak Fiil
bundan önce.
by now: şimdiye kadar.
for now: şimdilik.
from now on: bundan sonra,
bundan böyle.
how now?: bu ne demek? bu nasıl şey?
now or never: ya şimdi, ya hiç.
till now = until now: şimdiye kadar.
up to now: şu ana kadar.
şimdi bile, o zaman bile, yine de, buna rağmen.
I have explained everything, but even now (then) she
doesn't (didn't) understand.
arasıra, arada bir, zaman zaman.
arasıra, arada bir, zaman zaman.
Biraz daha iyi misin?
şimdilik
bundan böyle Zarf
artık Zarf
şimdiden sonra Zarf
bugünden itibaren Zarf
şimdiden sonra
bundan böyle/sonra.
from tomorrow onward(s): yarından başlayarak/itibaren.
derhal, hemen, şimdi, şu anda, vakit geçirmeden, gözümün önünde.
We must settle this problem here
and now! Bu meseleyi derhal bir sonuca bağlamak zorundayız.
Finish your work here and now.
ne demek? bu da ne demek oluyor?
Sizi karı-koca ilan ediyorum.
Herşey bitti. İsim
(a) henüz, demin(cek), biraz önce.
He left home just now. (b) hemen şimdi, derhal.
I'll do it right now.
Bu konuyu geçelim. Cümle
Bu konuyu şimdilik bir kenara bırakalım. Cümle
Lafını unutma. Cümle
Bu konuyu daha sonra konuşalım. Cümle
Şimdi olmaz.
Başka zaman.
now
şimdi, şu anda.
I'm reading a book now. Zarf
now
hemen, derhal, derakap, vakit geçirmeden, gecikmeden.
I must go now. Zarf
now
(a) o vakit, o anda, o zaman.
It was now one o'clock. (b) artık.
Having washed, they were now
ready to eat: Yıkanıp temizlenmişlerdi, artık yemeğe hazırdılar.
He won't be long now: Artık nerde ise gelir.
Zarf
now
bugünlerde, şu sırada.
It' s pretty cold now. Zarf
now
şimdi, bu şartlar altında.
I see now what you meant. Zarf
now
imdi.
now, you don't really mean that. Zarf
now
(bir emri/soruyu vb. kuvvetlendirmek için söylenir): hey, bana bak.
now stop that! Hey, bırak/yapma
onu!
now, what's going on? Hey, ne oluyor?
Oh, come now!: Haydi canım/amma yaptın ha!
well now! Allah Allah! Yok canım! Bak hele!
Zarf
now
mademki, … ise, …'e binaen, …'e göre.
now (that) you've seen him: Mademki onu gördünüz = Onu gördüğünüze
göre …
now that you've come, stay a while: Geldiğinize göre (bari) biraz kalın (Hazır gelmişken biraz kalın).
Bağlaç
now
şimdiki (zaman), hal, halihazır, şu/bu an, günümüzün, çağımızın.
The now President: şimdiki Cumhurbaşkanı.

The time for action is now: Harekete geçme zamanı bu andır.
now
(a) yepyeni.
now clothes. (b) herşeyden haberi olan, kulağı delik.
now people.
kâh … kâh, bir … bir.
With prices now rising now falling, who knows what will it cost next year?
Fiyatlar bir yükselip bir düşüyor, bu durumda kim bilir gelecek yıl bunun fiyatı ne olacak?
ara sıra
zaman zaman, arasıra.
ara sıra, zaman zaman.
Every now and again I remember good old days of my youth.
arasıra, bazen, arada sırada, kâh … kâh.
Now one boy does best, then another: Kâh bir çocuk iyi yapar, kâh öteki.
rahmetli rahmetlik
…'e gelince, şimdi gelelim … .
That matter is settled. Now for the next question: O mesele halledildi.
Şimdi gelelim bundan sonraki soruna (= bundan sonraki meseleye gelince …).
now for it: haydi/buyurun bakalım.
haydi bakalım
Haydi bakalım!
You're for it! İşin iş! Keyfin kekâ!
bayılmıştı , şimdi açılmak lıyor
mademki, öyle ise.
madem ki … İsim
sırası gelmişken
kâh … kâh, bir … bir.
With prices now rising now falling, who knows what will it cost next year?
Fiyatlar bir yükselip bir düşüyor, bu durumda kim bilir gelecek yıl bunun fiyatı ne olacak?
hele şükür, çok şükür.
There now, I've at last got the engine started: Hele şükür, nihayet motoru çalıştırabildim.
(a) öyle ise, şu halde, peki.
now then, what happened? Peki, ne oldu? (b) sakın ha!, haydi!
haydi
sakın ha
bir bu, bir o; bazen biri bazen öteki.
çattık belaya
Ha şöyle! Atana rahmet! Söz dediğin böyle olur!
hele şükür, çok şükür.
There now, I've at last got the engine started: Hele şükür, nihayet motoru çalıştırabildim.
(a) henüz, demin(cek), biraz önce.
He left home just now. (b) hemen şimdi, derhal.
I'll do it right now.
ABD'de 1960'lı yıllarda zencilerin sabırsızlığını
eski görüşlerin gençlerce reddedilmesini belirten deyim
(a) henüz, demin(cek), biraz önce.
He left home just now. (b) hemen şimdi, derhal.
I'll do it right now.
hemen şimdi, derhal, şu anda.
Stop that right now!
günümüzde olduğu gibi o dönemde de ... Zarf
bugün olduğu gibi o zamanlarda da ... Zarf
hele şükür, çok şükür.
There now, I've at last got the engine started: Hele şükür, nihayet motoru çalıştırabildim.
gelecek hafta bugün.
a week of Sundays: çok uzun zaman.
It will be a week tomorrow that he
came: Yarın geleli bir hafta olacak.
week yesterday: geçen hafta dünkü gün.
ara sıra bir söz sıkıştırmak Fiil
şimdiye kadar
şimdiye kadar
daha
şimdiye kadar
şu ana kadar Zarf
bugüne kadar Zarf
yok canım
Allah Allah
Ne yapacağız şimdi?
Yine ne oldu?
Yine ne var?
Şimdi ne yapacağım?